Alzheimer hastalığı (AH), genellikle ilerleyen yaş ile kendini gösteren, demansın en sık alt tipi olup kronik, progresif bir mental hastalıktır. Tüm demansın %60-80’inini AH oluşturmaktadır (1). 2010 yılında yaklaşık 36 milyon AH olduğu düşünülmekte olup bu sayının 2030 yılında 66 milyona ulaşması beklenmektedir (2). AH seyrinde ortaya çıkan patolojik değişikliklere bakıldığında; hafıza kaybı ve kognitif bozulma görülmektedir. Bu hastalıkta mikrobiyota oldukça önemli.

Bu hastalık; yavaş, sürekli ve kronik bir yol izleyerek hücre ölümüne neden olmakta ve böylece beyin hasarı ortaya çıkar (3,4). AH’nın kesin tanısı otopsi ile tespit edilmektedir. Hastalığın tanısında bulguların varlığı ve nöroanatomik dağılımları da önemlidir. Beyinde gözlenen nörofibriler yumaklar (NFY), amiloid plaklar, fosforile tau, nörodejenerasyon ve nöron kaybı, kolinerjik yolakta deformasyon ve sinaptik yolaktaki disfonksiyonlar Alzheimer hastalığının öne çıkan patolojilerdir (5).

Mikrobiyota İle İlişkili Hastalıklar

Çok sayıdaki çalışma; insandaki mikrobiyotanın obezite, diyabet, hipertansyon, siroz, otizm, depresyon, parkinson, alzheimer hastalığı ile güçlü bir ilişki içerisinde olduğunu göstermektedir (6).

Mikrobiyota ile beyin arasındaki güçlü ilişkinin varlığı yeni yeni belirlenirken, yapılan çalışmalar ortaya ciddi veriler koymuştur.  Bağırsak florasının çeşitli yollarla santral sinir sistemini etkileyerek beynin gelişimini, nörohormonal dengenin sağlanmasını, immün sisteminin oluşmasını desteklemektedir (7).

Bağırsak florası; santral sinir sistemini vagus sinirinin afferent yoluyla, immün yolaklarla veya mikrobiyal metabolit yollarıyla etkilediği düşünülmektedir. Triptofan metabolizmasının mikrobiyal regülasyonu, bağırsak mikrobiyotasının santral sinir sistemindeki rolünü anlamak için odak noktadır (8). Triptofanın metabolize olduğu yerin bağırsak olması ve buradan santral sinir sistemine taşınması AH ile mikrobiyota arasındaki ilişkiyi daha güçlü kılmaktadır. Triptofanın diyetle alınan miktarının % 2’si serotonin ve melatonine çevrilmekte; böylece beyin fonksiyonlarını ve sağlığı etkileyen santral sinir sistemindeki nöronları düzenleyeceği düşünülmektedir.(9).

AH’nın ortaya çıkmasında rolü olan bir diğer özellik de bağırsak geçirgenliğinin artmasına kan beyin bariyerinin eşlik emesi. Bağırsak florasının neden olduğu değişim sonucu ortaya çıkan inflamasyon ve sitokinler kolayca beyni etkileyebilmektedir. Örneğin, lipopolisakkaritler, substansia nigrada bir takım değişikliğe neden olan bağırsak kaynaklı bir proenflamatuvar endotoksindir. Bu sitokin, normalde bağırsaktaki sıkı bağlantılar nedeniyle kana sızamaz ancak bağırsak geçirgenliği arttıkça kana geçiş görülüyor ve beyni etkileyebiliyor. Yapılan çalışmalar, AH olanlarda, normal olanlara göre plazma LPS konsantrasyonunun daha fazla olduğu görülmüştür. Bu da mikrobiyotanın ve değişimi sonucu ortaya çıkan inflamatuvar sürecin, AH’nin patofizyolojik sürecinde ne derece önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir (10,11). Mikrobiyota disbiyozisi ile indüklenen bağırsak böylece AH’nın oluşmasına neden olur.

Nature Dergisinde Yayımlanan Bir Çalışma

Yapılan bir diğer çalışmada, bakteri içermeyen farelerin beyinlerinde AH’na neden olan etkenlerden beta-amiloid plak miktarında azalma olduğu görülmüştür. Bağırsak florası ile hastalığın oluşumu arasındaki bağlantıyı açıklığa kavuşturmak için araştırmacılar; bağırsak bakterilerini, hastalıklı farelerden mikropsuz farelere aktarıyorlar. Farelerin, sağlıklı farelerden bakteri alıp almadıklarına kıyasla beyinde daha fazla beta-amiloid plak geliştirdiklerini keşfediyorlar (12).

Her ne kadar ikinci beyin olarak kabul edilip ikinci sınıf bir konu gibi konumlandırılsa da konunun önemi, yapılan çalışmalar ile ortaya konmuştur ve konacaktır.

Kısacası; beslenmenin bağırsakla olan ilişkisi göz önünde tutulduğunda, AH’nin çevreden ve beslenmeden önemli bir düzeyde etkilendiği görülebilmektedir. Bu nedenle çeşitli müdahaleler yoluyla bağırsak mikrobiyotasının değiştirilmesinin hastalık durumunun değiştirilmesinde önemli bir müdahale olduğu çeşitli çalışmalarda belirtilmekte olup, sağlık ve mikrobiyota arasındaki ilişkilerin ileri dönemlerde detaylı olarak ele alınacağı ve gastrointestinal sistemde yer alan organlara yapılacak mikrobiyota transferlerinin gündemde olacağı düşünülmektedir.

Bir başka önemli nokta, hastalıkların gelişmesinde inflamatuvar süreçlerin de yer aldığıdır. Beslenmenin inflamasyon üzerindeki etkisi düşünüldüğünde bağırsak mikrobiyotasının anti-inflamatuvar ilaç tedavileri ve pre/probiyotiklerle değiştirilmesinin, inflamasyona müdahale ederek bağırsak mikrobiyotası üzerinden insan sağlığını etkileyebileceği düşünülmektedir.

Tüm bu süreç bize, hastalıkların bir kısmının başlangıç noktası olarak bağırsak sistemini ve mikrobiyotayı göstermektedir. Mikrobiyotayı düşünmeden nörolojik hastalıkların arka planını aydınlatmak eksik olabilir hatta bu konuda hata yapmamıza bile neden olabilir.

Referanslar
  1. Alzheimer’s, A. (2015). 2015 Alzheimer’s disease facts and figures. Alzheimer’s & dementia: the journal of the Alzheimer’s Association, 11(3), 332.
  2. Prince, M., Bryce, R., Albanese, E., Wimo, A., Ribeiro, W., & Ferri, C. P. (2013). The global prevalence of dementia: a systematic review and metaanalysis. Alzheimer’s & dementia, 9(1), 63-75.
  3. Jiang, C., Li, G., Huang, P., Liu, Z., & Zhao, B. (2017). The gut microbiota and Alzheimer’s disease. Journal of Alzheimer’s Disease, 58(1), 1-15.
  4. Knopman, D. S. (2016). Alzheimer disease: Preclinical Alzheimer disease—the new frontier. Nature Reviews Neurology, 12(11), 620.
  5. Anand, R., Gill, K. D., & Mahdi, A. A. (2014). Therapeutics of Alzheimer’s disease: Past, present and future. Neuropharmacology, 76, 27-50.
  6. Hu, X., Wang, T., & Jin, F. (2016). Alzheimer’s disease and gut microbiota. Science China Life Sciences, 59(10), 1006-1023.
  7. Cryan, J. F., & O’mahony, S. M. (2011). The microbiome‐gut‐brain axis: from bowel to behavior. Neurogastroenterology & Motility, 23(3), 187-192.
  8. Franceschi, C., & Campisi, J. (2014). Chronic inflammation (inflammaging) and its potential contribution to age-associated diseases. Journals of Gerontology Series A: Biomedical Sciences and Medical Sciences, 69(Suppl_1), S4-S9.
  9. Martin, F. P. J., Montoliu, I., & Kussmann, M. (2017). Metabonomics of ageing–Towards understanding metabolism of a long and healthy life. Mechanisms of ageing and development, 165, 171-179.
  10. Zhu, X., Han, Y., Du, J., Liu, R., Jin, K., & Yi, W. (2017). Microbiota-gut-brain axis and the central nervous system. Oncotarget, 8(32), 53829.
  11. Zhang, R., Miller, R. G., Gascon, R., Champion, S., Katz, J., Lancero, M., … & McGrath, M. S. (2009). Circulating endotoxin and systemic immune activation in sporadic amyotrophic lateral sclerosis (sALS). Journal of neuroimmunology, 206(1-2), 121-124.
  12. Harach, T., Marungruang, N., Duthilleul, N., Cheatham, V., Mc Coy, K. D., Frisoni, G., … & Bolmont, T. (2017). Reduction of Abeta amyloid pathology in APPPS1 transgenic mice in the absence of gut microbiota. Scientific reports, 7, 41802.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz